biyoteknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
biyoteknoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2009 Cumartesi

HÜKÜMET GDO’LARI YASALLAŞTIRIYOR!

GDO'ya Hayır Platformu bileşenleri, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek'in genetiği değiştirilmiş bitkilerin ekimine izin verileceğini açıklaması üzerine, kararı protesto etmek için bir araya geldi. Makine Mühendisleri Odası İstanbul şubesinde yapılan toplantıda platform adına basın açıklamasını okuyan Türk Tabipler Birliği GDO'ya Hayır Platformu temsilcisi Prof. Dr Kenan Demirkol, "Sayın Bakan genetiği değiştirilmiş organizmaların ithalat yoluyla zaten ülkemize girdiğini o yüzden ülkemizde üretilmesinin bir sorun oluşturmayacağını dile getirdi. Bizler, insanımızın sağlığı için son derece sakıncalı olan bu ürünlerin ithalini önlemek için tedbirler alıyoruz demesini beklerken, zaten ülkemize bu zehirler giriyor o halde ülkemizde üretilmesinde de zarar yok gibi bir yönetim zaafı gösteriliyor" dedi.

Demirkol, GDO'lu ürünlerin yasallaşması taslağını Hükümetten TTB ve Ziraat Mühendisleri Odası adına alarak bilimsel rapor sunma isteklerinin her seferinde geri çevrildiğini ifade etti.

ANTİBİYOTİĞE DİRENÇ

Genetiği değiştirilmiş bitkileri yediğimizde yapay olarak bitkiye yerleştirilmiş olan geni de yediğimizi belirten Demirkol, bu genin ve kimyasalın insanda bağışıklık sistemini bozduğunu söyledi. Ayrıca Demirkol, bu genlerin insanlarda çeşitli antibiyotiklere karşı direnç oluşturduğunu, bu nedenle hastalık olduğunda insanın tedavi olmasının güç olduğunu söyledi.

Biyoteknolojinin devlet elinde olması gerekirken şirketlerin elinde olduğunu ifade eden Demirkol, ABD'nin, üretilen besinlerin GDO'lu ürün olduğunu belirten damgaları vurmamaları yönünde şirketlere baskı yaptığını söyledi. Demirkol, bunun da neoliberalizmde insanın değil sermeyenin önemli olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti. Açıklamada son olarak, “Elimizde GDO'ların sağlık sakıncalarını kanıtlayan bunca bilimsel yayın varken bunları göz ardı edip, ulusal biyogüvenlik yasasını tohum şirketlrini mutlu edecek şekilde çıkartmak, toplum sağlığı ile oynamaktır! Buna kimsenin gücü yetmez" denildi.

Hande Gülen

Kaynak: BİRGÜN GAZETESİ 17.7.2009
http://www.birgun.net/life_index.php?news_code=1247820227&year=2009&month=07&day=17

17 Temmuz 2009 Cuma

HA MAYIN TARLASI, HA GDO TARLASI... (ŞİRİN GÜVEN / BORA YAZICIOĞLU)

Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı gündemde. Bu yasanın amacı, genetik tohum tekellerine, amaçlarına ve çıkarlarına hizmet. Yani sağlığımız ve ulusal gıda güvenliğimiz ABD, Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve çokuluslu şirketlerin ellerine bırakılıyor...

Gündemdeki mayın tartışmalarının üstüne geldi Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı. Sağlığımızı doğal gıdalar üreten çiftçilere değil de genetiğiyle oynanmış ürünler tasarlayan çokuluslu şirketlere emanet etmek üzere olduğumuzu fark ettirdi. Kısacası bu tasarı ile tüm dünyada tartışılan ve ulusal gıda güvenliğiyle ilgili asıl sorunlardan biri olan Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lara (GDO) izin verilecek. Tasarıda GDO’lar şu şekilde tanımlanıyor: “çiftleşme ve/veya doğal rekombinasyon yoluyla doğal olarak meydana gelmeyecek bir şekilde, modern biyoteknoloji kullanılarak genetik materyali değiştirilmiş olan, insan haricindeki bir organizma.”

GDO’lar, organik tarıma ve biyolojik çeşitliliğe zarar veriyor. GDO’ların bebek mamaları ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanımını yasak. Peki büyükler için neden değil? Buna kim, hangi bilimsel gerekçelerle karar veriyor? Halkın sağlığını bu kadar yakından ilgilendiren bir konu hakkında hiç bilgi verilmemesi normal mi? Dahası da var. Bugün marketten aldığımız pek çok şeyin içinde GDO var aslında. Özellikle mısır ve soya bulunan ürünlerde... Tüketici Hakları Derneği market raflarındaki bu tür ürünlerden aldığı numuneleri yurtiçi ve yurtdışı laboratuvarlara analiz ettirmiş ve birçoğunda GDO bulunduğunu açıklamıştı. Ayrıca Ekoloji Kolektifi de 2006’da Arjantin’den Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından ithal edilen mısırlara yaptırdığı analizde bunların GDO’lu olduklarını kanıtladı. Ne TMO ne de Tarım Bakanlığı bunların GDO’lu olmadıklarına dair bir beyanda bulunmadı. Hatta TMO genel müdürü verdiği beyanatta bunların yıllarca ithal edildiğini, zira GDO’lu ürünlerin ithalini yasaklayıcı bir mevzuatın bulunmadığını söyledi. Ancak yurtdışındaki gibi ürünlerin etiketlerinde içlerinde GDO olduğunu belirtme zorunluluğu olmadığı için tüketicilerin ruhu bile duymuyor. Maalesef bu yasayla da GDO’ların kullanımı yasal hale gelecek. Üstelik Almanya, Fransa, Avusturya, Macaristan, Yunanistan ve Lüksemburg GDO içeren mısır tohumunun ithalatını ve üretimini yasaklanmış ve tüm Avrupa’da GDO’lara karşı kamuoyu tepkisi büyürken... Peki bu yasa kimlere hizmet ediyor? GDO’ya Hayır Platformu sözcüsü Arca Atay, Amerikan Tarım Bakanlığı tarafından 2005’te hazırlanan Tarımsal Biyoteknoloji Raporu’na göre, Amerikan Dış Tarım Servisi’nin aktivite planları arasında; Türkiye’deki karar vericilerin ABD’ye seyahatlerinin ve burada GDO ile ilgili alacakları eğitimlerinin tüm masraflarının karşılanması ile biyoteknolojik mısır ve pamuk üretiminden diğer ürünlere nazaran daha karlı çıkılacağının bu kişilere ve yerel üretici birliklerine devamlı olarak anlatılmasının olduğunu belirtiyor. Bununla birlikte Atay, Türkiye’deki karar vericilerin, dünyanın en büyük tarımsal biyoteknoloji ve tarım ilacı şirketi olan Monsanto’nun misafiri olarak ABD’de GDO ile ilgili seminerlere, gezilere katılmasının ve tüm masrafların bu şirket tarafından karşılanmasının bu aktivite planlarının çoktan uygulanmaya başlandıklarının bir göstergesi olduklarını ekliyor. Nitekim aktivite planlarında kendi çıkarlarına uygun bir Biyogüvenlik Yasası’nın bir an önce çıkartılmasını teşvik etmek de var zaten.

Sağlığımız ve ulusal gıda güvenliğimiz ABD, Dünya Ticaret Örgütü, IMF ve çokuluslu şirketlerin ellerine bırakılmışken GDO’ya Hayır Platformu ile birlikte “ABD’nin istediği şekilde değil; Türkiye halkının, çiftçisinin, tüketicisinin istediği şekilde bir yasa istiyoruz. GDO’ların yurtiçine girişine, ekilip dikilmelerine izin veren bir yasa bizim yasamız değil, bir ihanet yasasıdır...” demek çok da zor değil aslında... Siz ne dersiniz?

ŞİRİN GÜVEN / BORA YAZICIOĞLU

Kaynak: Cumhuriyet Dergi 21.06.2009


13 Temmuz 2009 Pazartesi

GDO YASASI İTHALATI KONTROL ALTINA ALMALI

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalara (GDO) karşı endişelerin ortadan kaldırılıncaya kadar bu tür tohumlarla yapılacak bir üretime izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Bayraktar, dün düzenlediği basın toplantısında, edindikleri bilgilere göre taslak ile GDO ve ürünleri konusunda tüm faaliyetlerin tek bir kanun altında düzenlenmek istendiğini ifade eden Bayraktar, kanunun öngördüğü düzenlemelerle ilgili hususların Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından tek elden yürütülmesinin planlandığını belirtti. Bayraktar, söz konusu taslağa göre, modern biyoteknoloji ve ürünleri ile ilgili her türlü faaliyetin de izne tabii olacağının öngörüldüğünü ifade etti. Taslağa göre, Biyogüvenlik Kurulu'nun kurulmasının öngörüldüğünü, bilimsel görüş oluşturmak üzere Bilimsel Danışma Kurulu'nun oluşturulacağını anlatan Bayraktar, "Biyogüvenlik Kurulu'nun üyeleri kamu yetkililerinden oluşacaktır. Bilimsel Danışma Kurulu'nun üyeleri de yine Bakanlık tarafından seçilecektir. Bunun yerine AB'de olan EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu) gibi bağımsız bir bilim kurulunun oluşturulması daha uygun olacaktır" dedi.

Bayraktar, GDO'lu ürünlerle ilgili son karar mercinin Bakanlar Kurulu olsa da yetkilerin tek bir bürokratik mercide toplanmasının, GDO'larla ilgili verilecek kararlarda müdahale endişesine yol açacağını söyledi.

Türkiye'de yürürlükte olan mevzuatın GDO'ları içermemesi nedeniyle yasal bir boşluğun söz konusu olduğunu belirten Bayraktar, hali hazırda GDO'lu ürünlerin ülkeye girdiğini, bu durumda biyogüvenliğin acilen sağlanması gerektiğini kaydetti. Bayraktar "Biyogüvenlik yasası GDO'ları yasallaştırmanın aracı olarak değil, GDO'lu ürün ithalatını kontrol altına alacak, halkın sağlığını ve toplumun yararını gözetecek şekilde çıkartılmalı; yasal düzenlemeler acilen tamamlanmalıdır" dedi.

Kaynak: 13.07.2009 | Anadolu Ajansı | Haber
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=125944