antibiyotiğe direnç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
antibiyotiğe direnç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2009 Cumartesi

NE ZAMAN AKILLANACAĞIZ?

GDO'ya Hayır Platformu Bileşenleri , İstanbul’da yaptıkları basın toplantısında GDO’ların sağlık konusundaki risklerine dikkat çekti.

Toplantıda genetiği değiştirilmiş gıdalarla beslenen hayvanlar üzerinde yapılan bilimsel deneylerde hayvanların iç organlarında küçülme, karaciğer ve böbreklerinde yetersizlik, sperm sayısında azalma ve dolayısıyla kısırlık, yeni doğum ölümlerinde belirgin artış saptandığı belirtilerek “İnsanlarda da bu bulgular çıktıktan sonra mı akıllanacağız?” denildi.

Toplantıda yapılan açıklama ise şöyle:

“Ülkemizde, genetiği değiştirilmiş bitkilerin ekimine izin verileceğini hükümet sözcüsü sayın Cemil Çiçek’in 1 Haziran 2009 tarihli basın açıklamasından öğrendik. Sayın bakan bu açıklamada genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ithalat yoluyla zaten ülkemize girdiğini o yüzden ülkemizde üretilmesinin bir sorun oluşturmayacağını dile getirdi.

Bizler, insanımızın sağlığı için son derece sakıncalı olan bu ürünlerin ithalini önlemek için tedbirler alıyoruz denmesini beklerken, zaten ülkemize bu zehirler giriyor o halde ülkemizde üretilmesinde de zarar yok gibi bir yönetim zaafı örneği gösteriliyor; yasaklayamazsan yasalaştır! Bu tavır hükümet olup iktidar olamamaktır!

“Ulusal” biyogüvenlik yasa tasarısı taslağındaki ulusal sözcüğü ABD kökenli çokuluslu tohum şirketleri yararına çıkartılacak olan bu yasa ile nasıl bağdaşıyor. Genetiği değiştirilmiş bitkilerin ülkemizde ekilmesi hangi ulusal çıkarımızı karşılamaktadır? Hiçbirini! Olsa olsa insanlarımız hasta olduğunda yine çokuluslu ilaç şirketlerinin çıkarlarını karşılar.

Bu ürünlerin sağlık sakıncası olduğunu sayın bakan da biliyor ve dile getiriyor: GDO’lar bebek mamalarında olmayacak! Çok iyi de sayın bakanım, anne karnındaki çocuğu nasıl koruyacaksınız? Anne bu GDO’lu ürünleri yediğinde karnındaki çocuğa geçmeyecek mi? Ya da emzirdiğinde sütüyle çocuğa bulaşmayacak mı?

Bilindiği gibi genetiği değiştirilmiş bitkileri yediğimizde hem yapay olarak bu bitkiye yerleştirilmiş olan geni yiyoruz hem de bu genin ürettiği kimyasal maddeyi. Peki bu kimyasal madde ne? Örneğin böcek ilacı veya yabani otları yok etmek için kullanılan tarımsal ilaçlara karşı direnç oluşturan bir kimyasal. Daha önce hiçbir şekilde insanın tanımadığı bu madde vücudumuzda hangi olumsuzluklara yol açıyor? Günümüzde bunu tüm ayrıntısı ile henüz bilmiyoruz. Ama bağışıklık sistemini bozduğu, ağır alerjilere yok açtığı onlarca bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır. Ayrıca, genetiği değiştirilmiş bitkilerin yapısında antibiyotik direnç geni de yer almaktadır. Bu bitkileri tükettiğimizde Dünya Sağlık Örgütü’nün öncelikli ilaç listesinde yer alan bazı antibiyotiklere karşı direnç geliştiren bu genleri ve bunların ürettikleri kimyasalları da yemiş oluyoruz. Mikrobik bir hastalığımız olduğunda nasıl tedavi olacağız sayın bakanım?

Genetiği değiştirilmiş gıdalarla beslenen hayvanlar üzerinde yapılan bilimsel deneylerde hayvanların iç organlarında küçülme, karaciğer ve böbreklerinde yetersizlik, er bezinde küçülme, sperm sayısında azalma ve dolayısıyla kısırlık, yeni doğum ölümlerinde belirgin artış saptanmıştır. İnsanlarda da bu bulgular çıktıktan sonra mı akıllanacağız?

DDT ilk piyasaya çıktığında da insana zararlı olmadığı iddia edildi. Hatta kaşifine Nobel Ödülü verildi. Ancak binlerce insan öldükten sonra yasaklandı!

İlk kez 1908 yılında üretilen margarinlerin içinde yer alan trans yağ asitlerinin kalp damar hastalığı yaptığı bilimsel olarak kanıtlandı. Ne zaman? 2008’de yani 100 yıl sonra ve belki de yüz binlerce insan bu yüzden öldükten sonra trans yağ asitleri margarinlerin bir kısmından çıkartıldı!
Elimizde GDO’ların sağlık sakıncalarını kanıtlayan bunca bilimsel yayın varken bunları göz ardı edip, ulusal biyogüvenlik yasasını tohum şirketlerini mutlu edecek şekilde çıkartmak, toplum sağlığı ile oynamaktır! Buna hiç kimsenin gücü yetmez!

Kaynak: NTVMSNBC 17.7.2009
http://www.ntvmsnbc.com/id/24984357/

HÜKÜMET GDO’LARI YASALLAŞTIRIYOR!

GDO'ya Hayır Platformu bileşenleri, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek'in genetiği değiştirilmiş bitkilerin ekimine izin verileceğini açıklaması üzerine, kararı protesto etmek için bir araya geldi. Makine Mühendisleri Odası İstanbul şubesinde yapılan toplantıda platform adına basın açıklamasını okuyan Türk Tabipler Birliği GDO'ya Hayır Platformu temsilcisi Prof. Dr Kenan Demirkol, "Sayın Bakan genetiği değiştirilmiş organizmaların ithalat yoluyla zaten ülkemize girdiğini o yüzden ülkemizde üretilmesinin bir sorun oluşturmayacağını dile getirdi. Bizler, insanımızın sağlığı için son derece sakıncalı olan bu ürünlerin ithalini önlemek için tedbirler alıyoruz demesini beklerken, zaten ülkemize bu zehirler giriyor o halde ülkemizde üretilmesinde de zarar yok gibi bir yönetim zaafı gösteriliyor" dedi.

Demirkol, GDO'lu ürünlerin yasallaşması taslağını Hükümetten TTB ve Ziraat Mühendisleri Odası adına alarak bilimsel rapor sunma isteklerinin her seferinde geri çevrildiğini ifade etti.

ANTİBİYOTİĞE DİRENÇ

Genetiği değiştirilmiş bitkileri yediğimizde yapay olarak bitkiye yerleştirilmiş olan geni de yediğimizi belirten Demirkol, bu genin ve kimyasalın insanda bağışıklık sistemini bozduğunu söyledi. Ayrıca Demirkol, bu genlerin insanlarda çeşitli antibiyotiklere karşı direnç oluşturduğunu, bu nedenle hastalık olduğunda insanın tedavi olmasının güç olduğunu söyledi.

Biyoteknolojinin devlet elinde olması gerekirken şirketlerin elinde olduğunu ifade eden Demirkol, ABD'nin, üretilen besinlerin GDO'lu ürün olduğunu belirten damgaları vurmamaları yönünde şirketlere baskı yaptığını söyledi. Demirkol, bunun da neoliberalizmde insanın değil sermeyenin önemli olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti. Açıklamada son olarak, “Elimizde GDO'ların sağlık sakıncalarını kanıtlayan bunca bilimsel yayın varken bunları göz ardı edip, ulusal biyogüvenlik yasasını tohum şirketlrini mutlu edecek şekilde çıkartmak, toplum sağlığı ile oynamaktır! Buna kimsenin gücü yetmez" denildi.

Hande Gülen

Kaynak: BİRGÜN GAZETESİ 17.7.2009
http://www.birgun.net/life_index.php?news_code=1247820227&year=2009&month=07&day=17

1 Temmuz 2009 Çarşamba

GDO'LU ÜRÜNLER SAĞLIK SORUNLARI YARATABİLİR

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, Genetiği Değiştirilmiş Organizma’lı (GDO) ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralara ulaşmasının, halkı alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacağını söyledi.

Günaydın, GDO’ya Hayır Platformu’nun Ziraat Mühendisleri Odası Mehmet Yüceler Eğitim Salonu’nda düzenlediği basın toplantısında, 1994 yılından beri GDO’lu ürünlerin ticari olarak piyasaya sürüldüğü, 1998 yılından beri de hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye’ye girdiğini öne sürdü.

Konuyla ilgili Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı’nın, Bakanlar Kurulu’nda olduğunu ve TBMM’ye sevk edilmek üzere imzaya açıldığını anlatan Günaydın, tasarı taslağının yasalaşması halinde, Türkiye’de GDO’lu ürünlerin üretimi ve tüketimine izin verileceğini, bu ürünlerin risk değerlendirmesinin şirketlerin kontrolünde olacağını ve ülkenin tüm genetik varlıklarının şirketlerin kontrolü altına bırakılacağını savundu.

Tasarı kime hizmet ediyor

"Terminatör teknolojisi ile üreme yeteneği alınmış tohumların, üreticinin tohum ayırma hakkını da elinden aldığını" iddia eden Günaydın, "GDO’lu ürünlerden işlenmiş gıda ürünlerinin sofralarımıza ulaşması, halkımızı daha da ağırlaşan alerjik reaksiyon, antibiyotik dayanıklılık, toksik etki, artan doğum anomalileri ve kısırlık gibi sağlık sorunları ile karşı karşıya bırakacaktır" diye konuştu.

Yetkililere, bu tasarı taslağının kime hizmet ettiğini ve halkın GDO’lu ürünlere talebi yokken hangi amaç ve nedenlerle bu düzenlemenin gündeme geldiğini soran Günaydın, Türkiye’yi açlık ile terbiye etmeye girişenlere karşı, bu yasanın Meclis gündemine gelmeden geri çekilmesini talep ettiklerini dile getirdi.

Günaydın, bir gazetecinin söz konusu taslak tasarısının Meclis’e getirilmesindeki amacı sorması üzerine, GDO’lu ürünlerin yüzde 99’unun 5 ülkeden getirildiğini, bu ürünlerin yüzde 99’unu da mısır, soya, pamuk ve kanolanın oluşturduğunu belirtti.

Kaynak: hurriyet.com.tr
1 Temmuz 2009