4 Ocak 2012 Çarşamba

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI`NA ZORUNLU YANIT

2004 yılından bugüne seksenden fazla kurumsal üyesiyle çevre, ekoloji, biyoçeşitlilik, insan ve hayvan sağlığını koruma mücadelesini, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarını yılmadan sürdüren GDO`ya Hayır Platformu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehdi EKER`e aşağıdaki yanıtı vermiştir:

GIDA, TARIM ve HAYVANCILIK BAKANI`NA ZORUNLU YANIT

27.12.2011

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Mehdi EKER, önceki gün bir gazeteye yaptığı açıklamada, GDO`lu mısırın yemlerde kullanılmasına ilişkin olarak, "Zarar verirse hayvana verir, buradan besine geçmez. GDO`nun ete, süte ve yumurtaya geçtiğini kanıtlayan bir tane bile bilimsel çalışma, veri yok. Zarar verirse o hayvanın kendisine veriyor" ifadesinde bulunmuştur.

Sayın Bakanın "Bu konuda bir tane bile bilimsel çalışma yok" sözü gerçeği yansıtmamaktadır. Birçok araştırma hayvan yemindeki bitki kloroplast DNA‘sının süte, yumurtaya ve ete geçtiğini ortaya koymuştur.

İtalya`da Catania Üniversitesi Biyomedikal Bilimleri Bölümü`nden Agodi, Barchitta, Grillo ve Sciacca`nın yaptıkları araştırmada marketlerden alınan 12 markaya ait 60 farklı süt örneği analize tabi tutulmuş ve analiz sonucu GDO`lu mısır ve soyayla beslenen hayvanlardan elde edilen bu sütlerin %25`inde GDO`lu DNA parçalarına rastlanmıştır. Pastörizasyon işleminin dahi bu GDO`lu DNA zincirini parçalayamadığı tespit edilmiştir.

Öte yandan, "Zarar verirse hayvana verir" diyen Sayın Bakan, bu konuda çok haklıdır. GDO, yemler yoluyla hayvan dokusuna geçer ve bilimsel araştırmaların da gösterdiği şekilde hayvan bundan zarar görür.

Bu konuda, İtalya`daki Cattolica S. Cuore Üniversitesi`nden Raffaele Mazza önderliğinde bir grup bilim insanının yaptığı araştırmada, GDO`lu yemle beslenen hayvanların kanında, karaciğerinde, dalağında ve böbreğinde GDO`lu DNA`lar tespit edilmiştir. Ayrıca, Phipps, Deaville ve Maddison`ın yaptığı araştırmada ise süt ineklerinin, sütlerinde, kan ve dışkıları ile oniki parmak bağırsaklarında transgenik bitki DNA`sına rastlanmıştır.

Bu bilimsel araştırmaların ışığında, Sayın Bakan`a soruyoruz: "GDO`lu yemden hayvan zarar görüyorsa, insanların zarar görmeyeceğinden nasıl bu kadar emin olabilmektesiniz?"

Bizler, sayın Bakan`ın enerjisini, GDO`lu yemleri övmek ve ithalatına olanak sağlamak yerine, tarım politikalarını düzeltip mısır ve soya üretiminde kendimize yeterliliği yakalamak konusunda harcamasını beklerdik.

Saygılarımızla

GDO`YA HAYIR PLATFORMU

26 Aralık 2011 Pazartesi

GDO’lu yem kullanan şirketler açıklasın!

Türkiye’ye halihazırda ithal edilen üç GDO’lu soya çeşidi var. Biyogüvenlik Kurulu, sessiz sedasız 13 GDO’lu mısırın yem amaçlı ithaline izin verdi. Artık soframıza gelen etin, sütün, yoğurdun GDO’yla yemlenen hayvandan olup olmadığını bilemeyeceğiz

Yine siyaseten karma karışık bir gündeme takılmış vaziyetteyiz. Bir yandan da şike mike olayları... Çok meşguluz, çok! Öyle meşguluz ki soframıza yeni girecek GDO’lu gıdalardan haberimiz yok.
Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Hakan Yardımcı, önceki gün 13 GDO’lu mısır çeşidinin ithal edileceğini açıkladı. Bilimsel komitelerin raporları tamamladığını ve kamuoyunun görüşünü aldıklarını söyleyen Yardımcı, kurulun buna göre karar verdiğini belirtiyor. Oysa kamuoyu tepkisini karşı imza toplayarak göstermişti!
Şimdi o 13 mısır çeşidi, yem amaçlı kullanılacak. Yani GDO’lu ürünleri tavuğa, danaya, ineğe yedirecekler.
Bu hayvanlardan elde edilen sütü, eti, peyniri, yumurtayı, yoğurdu alarak biz de çocuklarımız da dolaylı GDO’lu mısırdan nasibimizi alacağız.
Sırada, doğrudan yiyeceklerde kullanılacak GDO’lu ürünler var. Zira Yardımcı müjdeliyor; kolza, şeker pancarı, patates, soya ve mısır, toplam 42 çeşit de izin için beklemede. Kurul, rapor hazırlamakla meşgul. Bilimsel-liği tartışmalı, şeffaflıktan uzak raporlar bunlar.

Biyogüvenlik kanununa bak
Bir yandan “Gıda için henüz karar veremedik” diyor Yardımcı. Acaba neden veremediniz? Yardımcı’dan ricamız, kuru ve alelacele bir açıklama yapmak yerine raporları ve kamuoyu görüşlerinin ayrıntısıyla açıklaması!
GDO’lu ürünlerin sağlığa zararlı olduğunu savunan Greenpeace, kurulun mesai saatinin bitiminden sonra GDO’lu mısırların ithaline izin verilmesini ‘kabul edilemez‘ buluyor.
Greenpeace Akdeniz Tarım Kampanyası Sorumlusu Tarık Nejat Dinç’in açıklaması şöyle: “Kurul, 13 GDO’lu mısırın ithalatını serbest bırakarak, gıda güvenliğimizi elimizden aldı. Artık soframızdaki gıdanın nereden geldiğini bilemediğimiz, çocuklarımızın ne yediğinden emin olamayacağımız bir dönem başlıyor.”
Peki GDO’lu ürünleri kullanan firmalar, bunu halka açıklamak zorunda değil mi? Ne yazık ki bu hakkımız da gasp edilmiş durumda. Çünkü Biyogüvenlik Kanunu’na göre, GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen gıdalarda etiketleme zorunluluğu bulunmuyor!

Etiketleme yok
Dinç, “GDO’lu yemlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta, peynir gibi ürünlerin üzerinde GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edildiğine dair en ufak bir etiketleme zorunluluğu olmadığı için bu deneyin parçası olduğumuzdan haberdar bile olamayacağız. Alınan karar, ‘GDO ve ürünlerinin üretici ve tüketicinin tercih hakkının ortadan kaldırılması durumunda bu başvurular reddedilir’ diyen Biyogüvenlik Kanunu’na aykırı bir durumdur. Bu kararı bir rezalet olarak nitelendiriyoruz. Greenpeace, kararın iptali için konunun hukuki zeminde de takipçisi olacak” diyor.
Bu durumda sağlıklı, doğal besini marketten almak giderek zorlaşacak. Ekolojik pazarlar tek şansımız olacak. Özel sektörün üzerine düşen, zorunluluk olmadığı halde GDO’lu yem kullanıp kullanmadıklarını kamuoyuna açıklamak. Aksi takdirde kendileri kaybedecek.

KAMUOYU TEPKiSi HiÇE SAYILDI

* Türkiye’de 108 bin kişi GDO’lu ürün istemediğini imzalarıyla dile getirmişti.
* 15 bin kişi de Greenpeace’in de dahil olduğu ‘GDO’ya Hayır Platformu‘nun bir bileşeni olan Ziraat Mühendisleri Odası kampanyası aracılığıyla Biyogüvenlik Kurulu’na görüşünü bildirdi.
* Greenpeace’e göre bu karar, sırada bekleyen 42 adet GDO çeşidinin ülkemize girmesinin de yolunu yapmayı amaçlıyor.
* Türkiye, yanlış politikalar sonucu her yıl 500 bin-1 milyon ton mısır ithal ediyor. Dünyada mısırın yüzde 29’u GDO’lu tohumlarla yetiştiriliyor.
* İthalatın büyük bölümünü ABD, Kanada ve Latin Amerika’dan yapıyoruz.


http://cadde.milliyet.com.tr/2011/12/25/YazarDetay/1480082/gdo-lu-yem-kullanan-sirketler-aciklasin

'gdo'lu Mısır İthalatı Durdurulmalı"

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Genel Başkanı Sıtkı Yılmaz, Biyogüvenlik Kurulu'nun yem maksadıyla kullanılmak üzere 13 çeşit GDO'lu mısırın ithalatına izin verdiğini belirterek, "Verilen karar, hayvan yemi için de olsa tüketici bundan bir şekilde etkilenecektir. Bir an önce bu karar gözden geçirilmeli" dedi.

Biyogüvenlik Kurulu'nun GDO'lu mısır ithalatına izin vermesine tüketiciler tepki gösterdi. TÜDEF Genel Başkanı Yılmaz, bu yemle beslenen hayvanların etinden, sütünden, yumurtasından insanların da besleneceğini ifade ederek, tüketicinin risk altında kaldığını vurguladı. Yılmaz, "Her ne kadar 'insan hayatı üzerinde olumsuz etkisi olmaz' diyen bilim adamlarının görüşü bulunsa da, risk altına giren tüketicidir. Biyogüvenlik Kurulu'nun bilimsel komitelere hazırlattığı sosyo-ekonomik değerlendirme raporlarında
'GDO'ların sindirim sisteminde hazmedilemeyip, hücrelere kadar taşınabildiği, marketlerden alınan süt örneklerinde GDO'lu yemlere rastlandığı, pastörize işleminin dahi bu DNA'yı yok edemediği belirtiliyor. Dolayısıyla GDO'lu ürünlerin sağlık riski oluşturabileceğine dikkat çekiliyor" diye konuştu.

"DÜNYANIN YÜZDE 70'İ GDO'SUZ MISIR KULLANIYOR"
Biyogüvenlik Kurulu kararı ile bilimsel komitelerin görüşleri arasında çelişki olduğuna işaret eden Yılmaz, "Kurul, kararında tüketici sağlığını dikkate almadı. Ülkemiz aynı zamanda bir tarım ülkesidir. İhtiyacımızı karşılayacak kaynaklara sahibiz. Verimli topraklarımıza rağmen dışarıdan mısır ithalatına izin verilmesini anlayamıyoruz. Dünyada yüzde 70'in üzerinde GDO'suz mısır varken, niçin ABD, Arjantin gibi GDO'lu mısır üreten ülkelerden ithalat yapalım" diye sordu.
Tüketicinin GDO'lu ürünler konusunda tedirgin olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "GDO'lu ürünlerin tüketiciden saklanması ahlaki değildir. Yüzde 9 oranında ve altında GDO içeren ürünlerin etiketlerine 'GDO'lu' ibaresi yazılmıyor. Bu durum tüketicinin en temel haklarından sağlık, bilgi edinme ve seçme hakkının ihlali anlamına geliyor. Bu hakkın önüne hiçbir şekilde engel konamaz" ifadelerini kullandı.
Kurul kararının aynı zamanda doğal mısır üreten üreticileri de cezalandırdığını öne süren Yılmaz, GDO'lu ürünlerin ithalatının durdurulmaması halinde TÜDEF ve üye derneklerin 2012 Ocak ayından itibaren ülke genelinde bir kampanya yapacaklarını da sözlerine ekledi.

http://www.tarsusonline.com/bursa/-gdo-lu-misir-ithalati-durdurulmali--h30618.html


GDO’YA KİM “EVET” DEDİ DE İZİN VERDİNİZ?

Sevgili arkadaşlar,

GDO'ya Hayır Platformu, halkı GDO'lar konusunda bilinçlendirme mücadelesinin yanında, ülkemize GDO ve ürünlerinin girişini durdurabilmek amacıyla hukuki mücadelesini de başarıyla sürdürmektedir.

Sizlerden aşağıdaki platform açıklamamızı üyelerinize, üyesi olduğunuz mail gruplarınıza, basına, siyasilere, arkadaşlarınıza, ulaşabileceğiniz her yere göndermenizi talep ediyoruz.

Açıklamanın altında yer alan, GDO'ların ve ürünlerinin ülkemize girişine onay veren Biyogüvenlik Kurulu üyelerinin adları ve elektronik posta adresleri de yer almaktadır. Lütfen basın açıklamasını bu kurul üyelerine herbirimiz gönderelim ve arkadaşlarımızın da bu konuda takipçisi olalım. Ne kadar dik durursak o kadar rahatsız olacaklardır. Lütfen sonraya bırakmayınız ve hemen gönderiniz.

Ahmet ATALIK

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

İstanbul Şube Başkanı

GDO’YA KİM “EVET” DEDİ DE İZİN VERDİNİZ?

24.12.2011

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi ile Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin başvurusu üzerine Biyogüvenlik Kurulu GDO’lu 13 mısır çeşidine yem amaçlı kullanılmak üzere izin verdiğini 23.12.2011 tarihinde açıklamıştır.

Başvurunun yem sanayicileri, hayvan yetiştiricileri ve yumurta üreticilerini temsil eden derneklerin iktisadi işletmeleri tarafından yapılmış olması, bu GDO’lu mısırları kullanacak şirketleri kamufle etmektedir. Bu şekilde, tüm hayvancılık sektörü ve et, süt, yoğurt, peynir, yumurta gibi hayvansal ürünler ile bu ürünlerin içeriğini oluşturduğu binlerce gıda maddesi de risk altında bırakılmaktadır. GDO’suz yem kullanan üreticiler de bu şekilde cezalandırılmaktadır, zira mevzuata göre GDO’lu yem ile beslenen hayvanların ürünlerinin etiketlenme zorunluluğu bulunmamaktadır.

Bunun sonucunda tüketici satın aldığı hayvansal ürünün GDO’lu olup olmadığını bilemeyecektir. Oysa ki, Biyogüvenlik Yasası GDO ve ürünlerinin tüketicinin tercih hakkını ortadan kaldırması halinde GDO başvurularının reddedileceğini söyler. GDO’lu yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin etiket taşımaması, tüketicinin tercih hakkını doğrudan ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle verilen karar kanuna da aykırıdır.

Hangi anne GDO’lu yem ile beslenen hayvanın etini, yumurtasını, sütünü, bu sütten yapılmış yoğurdu ya da peyniri çocuğuna yedirmek ister?

Anneler, bunu asla bilemeyeceksiniz!

Biyogüvenlik Kurulu tarafından bilimsel komitelere hazırlattırılan Sosyo-ekonomik Değerlendirme Raporlarında GDO’ların sindirim sisteminde sindirilemediği ve hücrelere kadar taşınabildiği, marketlerden alınan süt örneklerinde GDO’lu yemlere ait DNA’ya rastlanıldığı, pastörizasyon işleminin dahi bu DNA’yı yok edemediği açık bir şekilde belirtilmekte, GDO’ların sağlık riski yaratabileceği kabul edilmektedir.

Mısır, ülkemizde de yetiştirilebilen bir üründür. Ancak Tarım Bakanlığı mısır bitkisini desteklemek, verilen desteği artırmak yoluyla kendimize yeterliliği yakalamak varken, bunu yapmamakta, ülkemizi ithalata mahkum etmektedir. Mısıra sağlanan desteğin son dört yıldır aynı seviyede kalması yüzünden ülkemize her yıl 500 bin ton ile 1 milyon ton civarında mısır ithalatı yapılmaktadır.

Ancak bu durum yine de yapılacak mısır ithalatının GDO'lu olmasını meşru kılmamaktadır. Dünyada üretilen mısırın sadece %29’u GDO’lu tohumla üretilmektedir, yani %71’i GDO’suzdur. Dolayısıyla uygulanan yanlış politikalar nedeniyle ortaya çıkan ithalat ihtiyacını GDO'lu mısır türleriyle gidermeye çalışmanın hiçbir meşru gerekçesi yoktur.

Kamuoyu görüşüne açılan bilimsel raporlara 15 bin kişinin görüş bildirdiği Biyogüvenlik Kurulu Başkanı tarafından açıklanmıştı. Şimdi soruyoruz, bu görüşlerden kaç tanesi “EVET, BEN GDO İSTİYORUM” diyordu da Kurul GDO’lu mısırlara onay verdi?

GDO’ya Hayır Platformu bileşenleri konuyla ilgili yaptıkları kampanya ile iki günlük süreçte 100 bin imza toplayarak bu imzaları Biyogüvenlik Kurulu’na ilettiler. Halkımızın GDO ve ürünlerini tüketmek istemediğini imzaları ve görüşleriyle net bir şekilde göstermesine karşın, Kurul bu izni neye göre verdiğini kamuoyuna derhal açıklamalıdır! Kamuoyu iradesini hiçe sayan bu GDO hayranlığının dayanağı bizlere açık bir şekilde izah edilmelidir!

Yem amaçlı ithal edileceği söylenen GDO’lu mısırların tarlalarımızda veya doğrudan gıda üretiminde kullanılması engellenebilecek mi? Halkımızı GDO’lu mısırlara muhtaçmış gibi gösterenleri ve buna izin verenleri kınıyor, tatminkar bir açıklama bekliyoruz; şayet verebilecekleri bir cevapları varsa!

GDO’ya Hayır Platformu başta çocuklarımız olmak üzere halkımızı, hayvanlarımızı ve doğayı GDO ve ürünlerinin tehlikelerinden kurtaracak her türlü meşru mücadelesini yılmadan yürütecektir!

GDO’YA HAYIR PLATFORMU

BİYOGÜVENLİK KURULU

Başkan: Prof. Dr. Hakan YARDIMCI

yardimci@veterinary.ankara.edu.tr

Başkan Vekili: Doç. Dr. Masum BURAK

mburak@tagem.gov.tr, bilgi@tagem.gov.tr

Raportör: Dr. Ahmet ARSLAN

ahmet.arslan@tarim.gov.tr, ahmeta@kkgm.gov.tr

2. Raportör: Prof. Dr. Mustafa AKÇELİK

akcelik@science.ankara.edu.tr

Üye: Recep ŞAHİN

rsahin@cob.gov.tr

Üye: Sabri KİRİŞ

sabrikiris@gmail.com, sabrikiris@hotmail.com

Üye: Uzman Dr. Hasan IRMAK

hirmak@hotmail.com, hasan.irmak@saglik.gov.tr

Üye: Mustafa SEVER

severm@dtm.gov.tr

Üye: Tanzer ERDEM

tanzer.erdem@sanayi.gov.tr

13 GDO’lu mısıra izin

Biyogüvenlik Kurulu Başkanı Hakan Yardımcı, NTV’nin yayınında önemli açıklamalarda bulundu.

Yardımcı, şunları söyledi:

“Daha önce sadece üç soya çeşidine izin vermiştik. Daha sonra 13 mısır çeşidi ile ilgili bilimsel komitelerin raporlarını ilan ettik, kamuoyunu görüşünü aldık. Kurulumuz kararını verdi. Buna göre 13 mısır çeşidinin yem amaçlı olarak kullanılmasına resmen izin verilmiştir. Bugün itibarıyla web sayfamızdan ilan edilecek.

Bize 5 bitkiye ait başvuru var; mısır, kolza, şeker pancarı, patates ve soya… Bunların bir kısmı yem amaçlı bir kısmı gıda amaçlı. Toplam 58 rapor çıkması gerekiyor. Biz bugünle beraber 16 rapor verdik. Sadece 13 mısır çeşidi ile ilgili karar aldık. Bundan önce de 3 soya çeşidi ile ilgili izin vermiştik. Toplam 16 çeşit.

Geriye 42 çeşit ile ilgili çalışma kalmıştır. Bunlarla ilgili raporları da kamuoyunu paylaşacağız. Gıda ile ilgili bir karar vermedik şu anda. Yalnızca mısırla ilgili karar verdik.

Bunun dışında incelemekte olduğumuz ürünler var. Şu anda gıda ile ilgili herhangi bir kararımız yok, sadece yem ile ilgili olarak kararımız var.”

TÜRKİYE’NİN GDO MACERASI

Türkiye’de “genetiği geğiştirilmiş” gıdalar şu anda sadece hayvan yemi olarak kullanılıyor. İlk olarak GDO’lu 3 soya çeşidinin hayvan yemi olarak Türkiye’ye girişine izin verildi. Soyanın ardından artık toplam 13 GDO’lu mısır çedinin de hayvan yemi olarak ithal edilmesine izin çıktı.

Biyogüvenlik Kurulu yasa gereği Ağustos ayında GDO’lu 3 mısır çeşidini halkın görüşüne açmıştı. Bu raporun ardından son olarak Eylül 2001′de GDO’lu mısır çeşitlerinin yem olarak kullanılmasına ilişkin raporu da halkın görüşene açarak ilan etti.

Son olarak bugün Biyogüvenlik Kurulu, 13 mısır çeşidi ile ilgili bilimsel kuruldan olumlu yanıt çıktığını açıkladı. Bu durumda yem amaçlı kullanılmak üzere GDO’lu mısır çeşitlerinin ithal edilmesinin de önü açıldı.

Türkiye her yıl 500 bin ton ile 1 milyon ton arasında mısır ithal ediyor. Dünyada mısırın yüzde yirmidokuzu GDO’lu tohumlarla yetiştiriliyor. Türkiye ithalatın büyük bölümünü ABD, Kanada ve Latin Amerika ülkelerinden alıyor.


http://www.karasaban.net/13-gdolu-misira-izin/


GDO’ya HAYIR PLATFORMU BASIN AÇIKLAMASI

GDO’ya HAYIR PLATFORMU BASIN AÇIKLAMASI

İzmir, 19 Kasım 2011

2004 yılında GDO tehlikesinin farkına varan 8 demokratik kitle örgütü GDO’ya Hayır Platformu adı altında faaliyet göstermeye başlamıştır. 2004 yılından bu güne seksenden fazla kurumsal üyesiyle çevre, ekoloji, biyoçeşitlilik, insan ve hayvan sağlığını koruma mücadelesini, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarını yılmadan sürdürmektedir. Bu kapsamda ‘Canavar Balon’ ve ‘Gıda Tohum Haktır - GDO’ya Hayır’ isminde iki kampanya, onlarca basın açıklaması, toplantı ve gösteri yapmıştır.

Platform, ‘Tohumculuk Hakkında Kanun’, ‘UPOV Sözleşmesi’ gibi çiftçi ve tüketici haklarını ihlal eden kanun ve sözleşmeler hakkında raporlandırma çalışmaları yapmış, bu konularda kamuoyunun dikkatini tohum ve gıda geleceğimiz üzerine odaklamıştır. Bu bağlamda, bileşeni olan çiftçi örgütleriyle birlikte uluslararası çiftçi ağlarıyla sağladığı eşgüdüm doğrultusunda, toplumun kendi gıdası üzerinde tam egemenliğini sağlaması gerektiğini benimsemiş, doğayla uyumlu ve toplumun sağlığını bozmayan tarımsal sistemlerin önemi üzerinde durmuştur.

Bugün GDO’ya Hayır Platformu, kamuoyunda bilinir, raporlarıyla saygınlığını göstermiş bir demokratik kitle örgütüdür.

2010 yılında GDO karşıtı mücadele ise yeni bir evreye girmiştir. Türkiye’de 2010 yılında Biyogüvenlik Yasası yayınlanmıştır. Bu yasanın ardından, Türkiye’de GDO’lu tohumların kullanımı ve GDO’ya dayalı bitkisel üretimi yasaklanmıştır. Buna karşılık, GDO’lu gıdaların ülkemize girişi ise hızlanmıştır. Özellikle hayvansal yem ihtiyacını karşılamak bahanesiyle bu ithalatlarda son bir yılda önemli bir artış olduğu söylenebilir. Ocak ayında Biyogüvenlik Kurulu 3 GDO’lu hayvan yemine izin vermiştir. Temmuz ayında gündeme gelen 13 GDO’lu yem ise ithalat izni almak için Kurul’un gündeminde beklemektedir. GDO lobileri uzun yıllardır tarımsal sistemlerimizi esir alarak Türkiye’yi GDO’lu tarımsal bir yapı içine sürüklemiştir. Bunun sonucunda Türkiye’nin tam ithalatçı olduğu bir tarımsal sistem doğmuştur. Bu yaşanan dönüşüm ile bugün mücadele etmek sadece GDO karşıtlarının sorumluluğu değildir. Bu süreçte biyolojik çeşitliliğin önemini kavrayan, çocuklarının ve kendilerinin gıda egemenliğini güvence altına almak isteyen halkımızın üzerine sorumluluk düşmektedir.

Şirketlerin, Biyogüvenlik Kurulu üzerinde yarattığı baskı ve yönlendirme ile Türkiye tarımının geleceği ve gıdalarımızla oynamasını şiddetle reddediyoruz. Yasanın kabul edildiği günden bu yana şirketlerin ithal ettiği GDO’lu ürünlerin etiketlenme zorunluluğu olduğu halde bu zorunluluk yerine getirilmemektedir. Ülkeye soktukları GDO’lu ürünlerin hangi alanlarda kullanıldığını denetleme ve takip sorumluluğu bulunan Bakanlık ve şirketler bu sorumluluğu yerine getirmemektedir. Bu sorumsuzluğun hem idari hem de cezai yaptırımları vardır. Bu sorumluluğu yerine getirmeyenler, hem yargı önünde hem de toplumsal vicdanlarımız huzurunda hesap vermek zorunda kalacaktır. Önümüzdeki günlerde GDO’lu ürün ithalatının giderek artacağını öngörmek mümkündür. Bu şekilde geleneksel beslenme alışkanlıklarımız ve tarım kültürümüz değişmekte ve iğdiş edilmektedir. Tüketimde endüstriyel tarzların egemen olduğu gıda sistemleri toplum sağlığını bozduğu gibi tek tip insan ve tek tip bir toplumun doğmasına neden olmaktadır. Biz bu tek tip yaşam alışkanlıklarına karşı toplumsal ve biyolojik çeşitliliği savunmaya devam edeceğiz. Yerel kültürlerin, çeşitlerin ve doğayla barışık geleneksel tarımsal yöntemlerin geliştirilmesi bizim toplumsal sorumluluğumuzdur. GDO’ya Hayır Platformu bileşeni biz çiftçiler, tüketiciler, biliminsanları ve ekoloji örgütleri GDO’suz bir Türkiye ve dünya için direnmeye devam edeceğimizi bildiririz.

GDOHP Bileşenleri (Güncelleme Kasım 2011)

1. -TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

2. -TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

3. -TMMOB Peyzaj Mimarları Odası

4. -TMMOB Mimarlar Odası

5. -TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Şubesi

6. -TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi

7. -TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Bursa Şubesi

8. -TMMOB Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesi

9. -Türk Tabipleri Birliği

10. -Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF)

11. -Tüketici Örgütleri Federasyonu (TÖF)

12. -Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER)

13. -Tüketici Hakları Derneği

14. -Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği

15. –Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu (ÇİFTÇİ-SEN)

16. -Ekoloji Kolektifi

17. –Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği (DOĞADER)

18. –Ekolojik Yaşam Derneği (EKODER)

19. -KESK Tarım Orkam-Sen

20. -Nilüfer Kent Konseyi

21. -Gemlik Yaşam Atölyesi Derneği

22. –İç Anadolu Çevre Platformu (İÇAÇEP)

23. -Marmara Çevre Platformu (MARÇEP)

24. -Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP)

25. -Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi

26. -Gürsel Tonbul Çiftlik İşletmeleri

27. -İmece Evi İmece Ekoköyü Doğal Yasam ve Ekolojik Çözümler Derneği

28. -Eskişehir Çevre Koruma ve Geliştirme Derneği

29. -Muratpaşa Dostları Derneği

30. -Konyaaltı Dostları Derneği

31. -Kibele Ekolojik Yaşam Kooperatifi

32. -PDA Pembe Domates Ağı

33. -Akçaeniş Köyü Çevre Kültür Kalkınma ve Dayanışma Derneği

34. -Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği

35. -Bornova Sivil Toplum Platformu (BORPLAT)

36. -Greenpeace Türkiye

37. -Sinop Çevre Dostları Derneği

38. -Doğu Akdeniz Çevre Bileşenleri

39. -Yeni İnsan Yayınevi

40. -Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

41. -Slowfood Yağmur Böreği Birliği

42. -Slowfood Fikir Sahibi Damaklar Birliği

43. -SlowFood Gençlik Gıda Hareketi

44. -SlowFood Ankara Birliği

45. -SlowFood Kars Birliği

46. -Boğatepe Çevre Yaşam Derneği

47. -Aromaterapi Derneği (AROMADER)

48. -Pratisyen Hekimlik Derneği

49. -Yeşil ve Sol Çalışma Grubu

50. -Mutfak Dostları Derneği

51. -Batı Akdeniz Çevre Platformu (BAÇEP)

52. -Gümüş Çevre Derneği

53. -Jade Çiftliği

54. -Yarımada Çevre Platformu

55. -Balıklıova Çevre Hareketi

56. -Gerence Körfezi Sivil İnisiyatifi

57. -Silivri Çevre Derneği

58. -Bursa Eczacı Odası

59. -Bursa Tüketiciler Derneği

60. -Bursa Sivil Toplum Derneği (Sivilay)

61. -Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)

62. -İstanbul ODTÜ Mezunlar Derneği

63. -TEMA İzmir Temsilciliği

64. –Nükleer Tehlikeye Karşı Barış ve Çevre İçin Sağlıkçılar Derneği

65. -Cumhuriyet Kadınları Derneği

66. –Yeşiller Tarım Çalışma Grubu

67. -Nilüfer Belediyesi (Bursa)

68. –TMMOB Kimya Mühendisleri Odası Bursa Şubesi

69. –TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Bursa Şubesi

70. -Zirve Dağcılık Bursa Şubesi

71. –Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER)

72. -Karadeniz Doğa Koruma Federasyonunu (KarDoğa)

73. –Çevre Ekoloji ve Yaban Yaşamı Destekleme Derneği (Mardin)

74. -Yenişehir Doğal Hayatı Koruma Derneği (YEDOHA)

75. -Yenişehir Çevre Platformu (YEÇEV)

76. -Ekolojik Yaşam Girişimcileri ve Gönüllüleri Derneği (EKOLOG) (Mersin)

77. -Emanetçiler Derneği

78. -İMECE Toplumun Şehircilik Hareketi

79. -Göynük Nergis Çiftlik ve Bağevi

80. -Tohum İzi Derneği

81. -Yenipazar İlçe Belediyesi (Aydın)

82. -Zonguldak-Bartın-Karabük İlleri Sosyal Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği

83. -Kuşadası Kent Meclisi YG21

GDO’ya Hayır Platformu 9. Eşgüdüm Toplantısı Raporu

GDO’ya Hayır Platformu

9. Eşgüdüm Toplantısı Raporu

İzmir, 19 Kasım 2011

GDO’ya Hayır Platformu Bileşenleri 9. Eşgüdüm Toplantısı, 19 Kasım 2011 tarihinde Bornova Belediyesi’nin ev sahipliğinde Uğur Mumcu Kültür Merkezi’nde yapıldı.

15 örgütten 25 kişinin katıldığı toplantı aşağıdaki gündem maddeleri çerçevesinde gerçekleştirildi.

1. Durum Değerlendirme

2. Basın Bildirisinin hazırlanmasına yönelik görüşler

3. Yeni dönem Yürütme Kurulu’nun belirlenmesi

4. Komisyonların belirlenmesi

1) Durum Değerlendirmesi

Tohum üzerinde tüm toplumun hakimiyetinin sağlanması ve GDO karşıtı mücadelede yerel tohumlara dayalı bir tarım sisteminin ön plana çıkartılması gerektiği ve bu konuda çalışma yürütülmesinin gerekliliği belirtildi.

GDO’lar konusunda net bir kabul veya karşı çıkış olmadığı için bugün Türkiye’nin GDO’ya evet demesi, Türkiye’nin tamamiyle ithalatçı bir ülke konumuna geleceği anlamına gelmektedir.Rakamlara bakıldığında zaten bir çok üründe ithalatçı konumundayız ve mesela iç piyasada soya neredeyse hiç üretmiyoruz. Bir yandan yerli malı genelgesi yayınlıyoruz bir yandan da soya ve mısırın ithalatına izin veriyoruz.Tarımsal desteklemeleri yönlendirmek suretiyle iç pazarda mısır ve soya üretebiliriz. Biz pancardan şeker üretmeyi benimsemiş bir ülke olsaydık ithalatımız daha az olacaktı. Ama bakanlık nişasta bazlı şeker kotasını sürekli artırırsa tabi ki mısır ithalatı artar. Çiftçi desteklenmezse bu süreç böyle gidecektir. Günümüzde nişasta bazlı şeker (NBŞ) ve şeker pancarı tartışmaları "sağlık" üzerinden sürdürülmektedir. NBŞ destekleri olduğu sürece ve şekeri pancardan üretmediğimiz sürece, yurtdışından alınan mısıra muhtaç hale geleceğimiz aşikardır.

Biyogüvenlik Kurulu’na hayvan yemi olarak kullanılmak üzere Genetiği Değiştirilmiş ürünlerin ithalatı ile ilgili yapılan başvuru konusunda bugün gelinen süreç söyledir;

Ocak 2011’de Biyogüvenlik Kurulu’nun aldığı karar, Resmi Gazete’de yayınlandı. İthalatı talep edilen ürünlerin ilk bölümü geldi. Yem Sanayicileri Birliği, Kurul’a ithalat taleplerini içeren bir liste sundu. Onay bekleyen 13 ürün var. Geçtiğimiz yaz aylarında, Biyogüvenlik Kurulu üyeleri ve TAGEM personelinde değişiklik yapıldı. GDO’lu ürün ithalatı konusunda yetkili kimi bürokratların ABD ziyareti sonrasında da Yem Sanayicileri Birliği üzerinden lobi çalışmaları devam etmekte. AKP içinde çeşitli sebeplerle şerh koyan üyeler de uzaklaştırıldı. Kitle örgütleri temsilcilerinin gönderdiği üye ve başkan dışında üyelerin tamamına yakını değişti. Bu gelişme, Kurul’un karar vermesi beklenen genetiği değiştirilmiş yem ithalat taleplerinin olumlu kararla geçeceğini gösteriyor. Kurul, henüz yapmadığı ancak yakın zamanda yapması beklenen toplantısından sonra 30 gün içinde kararını açıklayacak.

Denetim mekanizması ile ilgili sıkıntı: 26 Ocak 2011 Biyogüvenlik Kurulu’nun onay verdiği GDO’lu ürünlerle ilgili risk denetiminin nasıl yapılacağı ile ilgili düzenleme Resmi Gazete’de yayınlandı. Risk denetimiyle ilgili süreci nasıl işletilecek? AB Direktifi ile ilgili konuda taslak bir çalışma yürütülüyor, ancak bu mekanizmanın kurulması, sahip olunan kapasite sebebiyle mümkün değil. İthalatçı olarak görülen yapı Yem Sanayicileri Birliği İktisadi İşletmesi. Ürün getiren şirketlerin sözcülüğünü üstleniyor. Bu şirketlerin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırılıyor. Ürün geldikten sonra iktisadi işletmeye sorumlulukları yok. Şirketlerin yargılanması istense bile bu şirketlerin sorumluluğu olmuyor zira ithalatı yapan iktisadi işletme. Muhataplarımız Birlik şemsiyesi altında. Devlet hala ara mekanizma olarak kendini konumlandırarak arayı dolduruyor.

Daha önce yürütülen kampanyaların etkisiyle oluşan kamuoyu baskısı karşısında, süreç sürekli kolaylaştırıldı ve basitleştirilmiş işlem talepleri arttı. Kurul bugüne kadar basitleştirilmiş işlem taleplerini reddetti. Güç dengesinde Biyogüvenlik Kurulu’nda şirketler lehine hegemonya oluşturmak yönünde hareket edildi. Görünen o ki Directive 2001/1e8/EC of theEuropeanParliamentand of theCouncil of 12 March 2001 on thedeliberatereleaseintotheenvironment of geneticallymodifiedorganismsandrepealingCouncil Directive 90/220/EEC. direktifi Türkçe’ye çevrilecek ve yayınlanacak.

İç piyasada yem ihtiyacının varlığıyla ilgili baskılar mevcuttur ,hayvancılığın devamı için ithal yemlere ihtiyaç olduğu sürekli gündeme getirilmektedir. İktisadi olarak gereklilik üzerinden ortaya çıkılmakta ve ortaya konan veriler, "piyasanın ihtiyacı var " argümanıyla kamuoyuna sunulmaktadır.

GDO'lu ürün ithalatının taraflarından ve şu anda en önemlisi olan büyük yem sanayicileri, gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara artık "Genetiği değiştirilmiş organizma" (GDO) değil, ‘Biyotek’ denmesi için çaba harcamaktadır.Zira , etiketlere GDO yazmanın zehir yazmakla eş olacağını ve halkın bu ürünlere şüpheyle bakacaklarını bilmektedirler. Yem şirketleri şu anda Komite’de karar aşamasında bekleyen genlerin ithalatına izin verileceğinden emindirler.

Kurul raporları hakkında bilgisi olmayan halka, raporların anlamının anlatılması mutlak bir gerekliliktir Bu nedenle Platformumuz , bu raporların ne anlama geldiğini, basını da işin içine çekerek kamuoyuna anlatabilecek bir komisyon oluşturacaktır.

Platformumuzun kuruluşuna ve çalışmalarına dayanak oluşturan "Yaşam Patentlenemez " bildirgemizin güncellenmesi ,kamuoyu ve basınla paylaşılması ve bölgelerdeki toplantıların bileşen örgütler tarafından periyodik olarak yapılmasına karar verildi.

Bir sonraki Eşgüdüm toplantısına kadar görev yapacak olan örgütlerden 7 kişilik bir yürütme kurulu seçilmiş ayrıca Tarım/Tohum ,Hukuk, Tüketici/PR/Medya, Sağlık/Bilim , Uluslararası İlişkiler Komisyonları oluşturulmuştur.

Toplantının ardından saat 14:30’da Basın toplantısı düzenlenmiştir. Basın açıklaması metni ,bir anlamda Eşgüdüm Kurulunun sonuç bildirgesi mahiyetinde olup, aşağıdadır.